Serinyayla Köyü Konuk Defteri
Tarih: |
2007-03-07 21:41:04 |
İsim: |
çetin SÜNGÜ |
Email: |
|
Site: |
|
Yorum: |
ENERJİ TASARRUFU Çevre ve Orman Bakanlığı'nın internet sitesinden derlenen bilgiye göre, yeryüzünün üçte ikisi su olduğu halde bunun sadece yüzde 0.3'ünün içilebilir su olması nedeniyle, su kaynaklarının verimli kullanılması gerekiyor. Gelişmiş ülkelerin çoğunda 75-125 litre civarında olan kişi başına günlük su tüketiminin, İstanbul'da 150-200 litre civarında olduğuna işaret edilirken, alınacak basit tedbirlerle, evlerde su ve enerji kullanımında yarı yarıya tasarruf sağlamanın mümkün olduğuna dikkat çekiliyor. Banyo ve tuvalette kullanılan su miktarı, evde tüketilen toplam suyun yüzde 70'ini oluştururken, banyo yerine duş alarak su tüketimini yüzde 25 azaltabilmek mümkün oluyor. Duş yapmak için ortalama 5-6 dakika ayrılması durumunda ise duş başına 55 litre su tasarruf ediliyor. Klasik duş başlıkları dakikada ortalama 15-20 litre su akıtırken düşük akımlı duş başlıklarıyla bu rakam 9-10 litreye iniyor. Böylece 5-6 dakikalık duş sırasında 90-120 litre sıcak su yerine, 45-60 litre sıcak suyla aynı işlemi yapmak mümkün olabiliyor. Tuvalet rezervuarının su sızdırmasıyla su kaybı, günde 700 litreye ulaşabiliyor. Sızıntı olup olmadığını anlamanın yolu ise rezervuara birkaç damla boyalı su ilave etmek. Boyalı suyun 5-7 dakika içinde tuvalette görülmesi, sızıntı olduğu anlamına geliyor. 1 DERECELİK DÜŞÜŞLE YÜZDE 5'LİK TASARRUF Oturma odası sıcaklığı için 20 derece yeterli olurken, 1 derecelik sıcaklık düşürme yüzde 5'lik yakıt tasarrufu sağlıyor. Yatak odası için uygun sıcaklığın ise 17 derece olduğu belirtiliyor. Isıtıcı veya radyatörlerin önüne eşya konması ise sıcak hava hareketini önlüyor. Bu da ısınmak için daha fazla enerji harcanması anlamına geliyor. Güneş etkisini kaybettiği zaman ısının kaçmasını önlemek için perdelerin kapatılması tavsiye edilirken, kapalı ve uygun perdelerin, pencerelerden ısı kaybını yüzde 25 oranında önlediğine dikkat çekiliyor. FLORASAN, TASARRUF KAYNAĞI Kompakt floresan lambalar, normal lambalardan 5 kat daha az enerji tüketiyor ve 10 kat daha uzun ömre sahipler. Enerji koruyucu lamba satın alarak da aydınlatma maliyeti yüzde 75 oranında azaltılabiliyor. Kullanılmayan odalarda lambaların kapatılması tasarruf için büyük önem arz ederken, kirli ve tozlu lambaların yüzde 25 daha fazla enerji tükettiği kaydediliyor. FIRIN VE OCAKLAR Yiyeceklerin ısıtılması için mikro dalga fırın kullanımı, klasik fırına göre yüzde 66 daha az enerji tüketimi sağlıyor. Her kapak açılışında sıcaklığın 25-30 derece birden düşmesi nedeniyle yemek pişerken fırın kapağının gerekmediği sürece açılmaması tavsiye ediliyor. Kapaksız kapla yemek pişirilmesi ise 3 kat daha fazla enerji tüketimine neden oluyor |
Tarih: |
2007-03-07 19:23:12 |
İsim: |
CEYHUN POLAT |
Email: |
|
Site: |
|
Yorum: |
Köyümün tüm sakinlerine güzel dileklerimi sunuyorum. Tüm kadınların 8 mart dünya kadınlar gününü kutluyorum. Herkese selamlar... |
Tarih: |
2007-03-07 17:59:16 |
İsim: |
İsmail Özer |
Email: |
|
Site: |
|
Yorum: |
Arkadaşlar, lütfen böyle tartışma yapmayınız! Sizlerden tekrar rica ediyorum. Yahu problem hepimizin prolemi. Sanki o kadar toz aşağı mahalleyi etkilemiyor mu? Tabiki etkiliyor! Arkdaşlar hepimiz de aynı çemberin içindeyiz. Ne olursa hepimize de olur. Bu yüzeden bunlar yaptı şunlar yapmadı demeyin. Medeni şekilde gerçekler ortaya çıksın. Taşocağı köyümüze zarar vermekte, işte bunu önlememiz lazım. Selamlar |
Tarih: |
2007-03-07 15:44:55 |
İsim: |
burak |
Email: |
|
Site: |
|
Yorum: |
aşağı mahalle sakini senin burda kullandığın hitap çok ağır. ilk önce bazı şeylerin aslını astarını öğrenip ondan sonra bişeyler yaz buraya sen yukarıdakilerin ne yediğini ve nerden biliyorsun yerken yanlarındamıydın bir kere köyün merasını isteyen istediği gibi satamaz ve parasını yiyemez eger orası şirkete satılmışsa köyün muhtarı ve köy heyeti satmıştır ve tüm köyün bilgisi dahilinde olmuştur birde senin burda yaptığın ayırım çok ayıp taş ocağı aşağıda olsaydı ozaman da yukarıdakiler beni etkilemiyor bana ne mi diyecekti yazık çok yazık birde yukarı dakilere karşı bir garezin var herhalde senin sanki orada senin köylün arkraban oturmuyor köyümüzde senin gibi insanlar oldukça bazı şeylerin yerleşmesi zor gibi... |
Tarih: |
2007-03-07 14:54:37 |
İsim: |
aşağı mahalle sakinleri olsun isimiz |
Email: |
|
Site: |
|
Yorum: |
herkese selam, Biraz önce tartışma alanında taş ocağı ile ilgili bölüme baktım.Nedense hep yukarı mahalledekiler taşocağını sorun ediyor.Nedeni de sanırım evlerinin tozla dolması ve iyide oluyor.Taşocağını zaten yukarı mahalledekiler birşeyler karşılığında şirkete vermişlerdir.Kim verdiyse şimdi de çözümü o bulsun ve verdiği gibi geri çıkartsın şirkerti.Bizim için hiç sorun değil taşocağının olup olmaması.Bizim evler tozdan nasıl olsa çok etkilenmiyor. Tekrar belirtiyim KİM SATIP PARASINI aldıysa şimdi de çıkartsın şirketi. |
Tarih: |
2007-03-07 01:43:12 |
İsim: |
İsmail Özer |
Email: |
|
Site: |
|
Yorum: |
Merhabalar, sizlere önceden de bahsettiğim Tartışma Alnını (Forumu) hazırladım ve artık tartışmanıza açıyorum. Bu bölüme Tartışma Alanından girebilirsiniz. Lütfen forum hakkında kısaca yazdıklarımı en azından bir kere okuyun. Şimdiden formunuz hayırlı olsun. Umarım hoşunuza gider. Albüm kısmında da isteyenler kendi resimlerini de artık ekleyebilecek. Bir de Kendini Tanıt bölümü hazırladım. Burada isteyenler kendi hakkında kısaca anlatabilir. Yani insanların bir biri ile tanışması için. Saygılar İsmail Özer |
Tarih: |
2007-03-06 12:42:02 |
İsim: |
Mahir GÜNERİ |
Email: |
|
Site: |
|
Yorum: |
Birleşmiş Milletler tarafından 1977 yılında ilan edilen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün geçmişi çok eskilere dayanıyor. Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı 8 Mart 1857 yılında ABD’nin New York kentinde başladı. Konfeksiyon ve tekstil fabrikalarında çalışan 40.000 işçinin insanlık dışı çalışma koşullarına ve düşük ücrete karşı başlattığı grev, polisin saldırısıyla kanlı bitti. Saldırı sırasında çıkan yangında çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı. 1910 yılında Danimarka’nın Kopenhag kentinde toplanan 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında, Almanya Sosyal Demokrat Parti önderlerinden Clara Zetkin, bu yangında yaşamını yitiren 129 kadın işçi anısına 8 Mart gününün Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmasını önerdi. Kadın hakları hareketini, özellikle oy hakkını onurlandırmayı amaçlayan Kadınlar Günü önerisi oy birliği ile kabul edildi. 1975 yılında Dünya Kadınlar Yılı’nı ilan eden Birleşmiş Milletler Örgütü, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın tüm kadınlar için Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdı. Kadınlara eşit hakların verilmesinin Dünya barışını güçlendireceği kabul edildi. Böylece 8 Mart, dünyada kadınların yüzyıldır yürüttüğü özgürleşme mücadelesinin kutlandığı ve kadınların güncel taleplerinin ifade edildiği bir gün haline geldi. TÜM DÜNYA KADINLARININ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN.(MAHİR GÜNERİ) |
Tarih: |
2007-03-06 12:39:43 |
İsim: |
Hüseyin ŞAHİN |
Email: |
|
Site: |
|
Yorum: |
Sevgili dostlar merhaba, Umarım herkes iyidir. Bugün okuduğum, biraz da fıkraya benzeyen ve içerisinde çok güzel mesaj olduğuna inandığım yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum. " Bir güzel hikaye Adamın biri artık karısının eskisi kadar iyi duymadığından korkuyormuş ve karısının işitme cihazına ihtiyaç duyduğunu düşünüyormuş. > Ona nasıl yaklaşması gerektiğinden emin değilmiş. Bu durumu konuşmak için aile doktorunu aramış; doktor adamın > karısının ne kadar duyduğunu anlayabilmesi için basit bir yöntem önermiş. "Yapacağın şey şu, karından 40 adım ileride dur, normal bir > konuşma tonuyla bir şeyler söyle; eğer duymazsa 30 adım ilerisinde aynı şeyi tekrarla, sonra 20 adım; cevap alana kadar aynı şeyi tekrarla" O akşam karısı mutfakta akşam yemeğini hazırlarken adam işlemi uygulamaya koymuş. 40 adım uzaklıktan karısına normal bir konuşma tonuyla seslenmiş "Hayatım bu akşam yemekte ne var?" Cevap yok Mutfağa biraz yaklaşmış. Mesafeyi 30 adıma indirmiş ve soruyu tekrarlamış "Hayatım bu akşam yemekte ne var?" Gene cevap yok Mutfağa biraz daha yaklaşmış, mesafe 20 adım ve tekrar sormuş "Hayatım bu akşam yemekte ne var?" Hala cevap yok Adam mutfağın kapısına gelmiş artık mesafe iyice azalmış ve > soruyu tekrarlamış "Hayatım bu akşam yemekte ne var?" Gene cevap alamamış Bu sefer karısına iyice yaklaşmış ve aynı soruyu tekrar sormuş "Hayatım bu akşam yemekte ne var?" "Hayatım beşinci kez söylüyorum, Tavuk" " Hikayenin ana fikri: Belki de genelde düşündüğümüz gibi problem daima karşımızdaki kişilerde olmayabilir. Problemlerin sebebini birazda kendimizde aramalıyız Aynı dili konuşanlar değil, Aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir. Mevlana Sevgiyle ve sağlıcakla kalın... Hüseyin ŞAHİN |