Serinyayla Köyü Hakkında

Sevgili Serinyayla'lılar,

bu bölümde köyümüzün geçmişi ve tarihi hakkında bilgiler bulunmaktadır. 

Malesef şu ana kadar köyümüz hakkında güvenilir bir kaynak yoktur.

Bu yüzden elime ulaşan bilgileri sizlere iletmek istiyorum.

Lütfen aşağıdaki bilgilerde hatalar var ise, bana bildirin.

 

Muharrem Süngü'den Köy hakkında bilgiler

Ismail Özer'den Köy hakkında bilgiler 

Burak Süngü'den Köy hakkında bilgiler 

Serinyayla Köyünde Ziyaret Yerleri (Burak Süngü yollamıştır)

Beğdili Oymaklarının Yerleşim Yöreleri (Burak Süngü yollamıştır)

Burak Süngü'nün Serinyayla Köy hakkında hazırladığı lisans tezi (PDF-formatı)

Burak Süngü'nün Serinyayla Köy hakkında hazırladığı lisans tezi (HTML-formatı)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Köyümüzün eski adı Beydiğin olup sonradan Serinyayla olarak değiştirilmiştir.

 Köyde yaşayan nüfüusun % 70 göç etmiş olup, göç edenler Adana, Mersin, Ankara gibi illerde yaşamaktadırlar.

Köyümüzde küçük ölçekte hayvancılık ve tarım yapılmaktadır.Koyun ve yerli sığır yetiştirilen hayvanlardır.

 Tarım ürünleri olarak Buğday ve Arpa yetiştirilmektedir.

Köyümüz'de akar su olmadığından ve arazinin dağlık olması sebebiyle sebze ve meyvecilik yapılamamaktadır.

Serinyayla Köyü ilçemiz olan Altınyaylaya 9 km, Sivas'a 88 km, eski ilçemiz olan Şarkışla'ya 42 km dir.

Şu anda köyümüzde 2000 nüfus sayımına göre 269 kişi yaşamaktadır (göç edenler hariç).

Serinyayla köyüne şu güzargahlardan ulaşılmaktadır.

1-)Şarkışla, Hanlı, Güney, çongar Serinyayla

 2-)Sivas, Hanlı, Güney, Çongar Serinyayla  

3-Sivas, Ulaş, Kurtlukaya, Boğazdere, Gazimağara, Dellilyas, Yassıpınar, Serinyayla

Köyümüzün eğitim düzeyi, Köyümüze 80 yıllarda gelerek damgasını vuran İlhan YANAR öğretmenimizle en üst seviyeye çıkmış,

onun gidişiyle tekrar dibe vurmuştur. Bu devreden çok sayıda öğretmen yetişmiştir. Sayın öğretmenimizi saygıyla anıyorum.
Köyümüzün en büyük problemlerinin başında şu anda Karayollarınca işletilmekte olan taşocağıdır.

Taş ocağının faaliyete geçmesinden günümüze kadar köyümüzde kanserli ölüm vaakları artmıştır.

Tarım arazileri ve yaylaktar toz altında bırakılarak çoraklaştırılmıştır.

Buna ragmen gerek resmi kurumlar gerekse muhtarlıkça herhangi bir önlem alınmamıştır.

Beydiğin Köyü doğu ve kuzey tarafı dağlar ile çevrili batı ve güney tarafı hafif dalgalı düzlükten oluşur.

Kuzey batısında Karalar Köyü, batısında Gazibey Köyü, Güneyinde Yassıpınar Köyü bulunmaktadır.

Bir Alevi-Türkmen Köyüdur.  Kuşaklı Tepesi köyün yaklaşık kuzey doğusuna düşmektedir.

En önemli özelliği olabildiğince fazla sayı da küp testi kırıklarının olmasıdır.

Dikkate değer diğer bir özellik ise bu bölgenin sanki tepelik bir alanın bir çöküntüye uğramış hissi vermesidir.

Tepede bulunan bir mağarada özellikle girişi toprakla dolmuş ilerlenmeyecek durumdadır.

Yaklaşık bir kaç bin yıl geçmişte varlığından söz edebileceğimiz tepe halen aynı durumunu korumaktadır.

Bir kaç inceleme ekibi gelmiş olmasına rağmen tepe kaderine terkedilmiş bir durum da bulunmaktadır.

Köy halkı duruma titizlikle yaklaşmalarına rağmen ellerinden pek birşey gelmemektedir. 

Aşağıdaki tabloda köyümüzdeki sülalelerin ve bunlara ait olan ailelerin ıisimlerini alfabetik olarak sıralanmıştır.

 

Sülale (Takım)
Soyisimler / Aileler
Albazlar (Ali Baz) Atalay
Dırılar Gürlevik, Toy, Kartal
Göcenler Yangın, Şahin
Hamıslar Koçyiğit, Saygın
Kötü Kürtler Taş (tam emin değiliz)
Kürtoğulları Yurdakul
Mantıcılar Özkan
Memişler Bal
Mırtaza Takımı Yılmaz
Sadıkçavuşlar Keskin
Sareliler (Sarı Ali) Esen, Polat, Koç
Sülükler (Süleyman - Sülo) Özer, Doğan; Öztoprak
Veledler Süngü, Kılıç, Kuygun, Çevik
Yanıklar Yanık, Yıldırım

Kaynak: Muharrem Süngü

Başa dön

 

 

 

Eski adı Beydiğin olan Serinyayla Köyü annem ve babamın (Gülbeyaz ve Haydar Özer'in) verdiği bilgilere

göre en azından 1800 senesinden beri var olmaktadır. İnsanların Serinyayla ya nereden göç ettiği de bilinmemektedir.

Bir Alevi ve Türkmen köyüdür. Duyduklarıma göre köye ilk 'Kürt Hasan' adında bir kişi yerleşmiş.

Bu kişinin diğer kardeşleri de Yassıpınar ve çekem Köyüne yerleşmişler.

İlginç olanı da köyümüzde Türkçede 'hala' anlamına gelen Kürtçe 'bibi' kelimesi kullanılmaktadır.

Fakat bir Kürt Köyü olduğunu sanmıyorum. Genelde Aleviler Osmanlı Devrinde baskı altında

kaldığından köylü halkı gizlenmek amacı ile kayaların etrafına evlerini kurmuşlardır.

Bu Serinyayla Köyü için de geçerli olmuşdur. Bu yüzden eski köy evleri kayaların dibine inşaa edilmiştir.

Şu an evler kayadan tarlalara doğru yayılmaktardır. Eskiden köyü eşkiyalar basıp insanlardan haraç alırlarmış.

Köylüler nesiller boyu genelde tarım ve hayvancılıkla meşgul olup böylece geçim kaynaklarını sağlamaktadır.

Son elli yıl içinde köy nüfusu epeyce artmasından tarımcılıkla geçim kaynağı haylı zorlaşmıştır.

Bu yüzden köy halkının bir çoğu iş bulmak için Adana, Mersin ve Anakara illerine göç etmiştir.

Bu insanlar genellikle zor işlerde çalışmaktadır (İnşaat ve Kapıcılık işleri).

Köye ilk 1960 yılları başlarında ilk okul açılmışdır. 1980 yılına kadar köyden pek insan yüksek

okullara gidememiştir. Bu gidiş Karaçayırlı İlhan Yanar öğretmen ile değişmiştir.

İlhan öğretmen çocukları hafta sonu bile okutarak köy çocuklarının yatılı okullara gitmesini başarmıştır.

Kendisine burada teşekkürü bir borç biliriz. Köy halkı son zamanlarda devlet tarafından desteklenmektedir.

Bazılarına koyun verilmektedir. Köyde eskiden 'Davullu' isimli iki çeşme bulunmaktaydı.

Sular bir kaç yıldır evlere alındığından bu çeşmelerde malesef akmıyor,

geçmişi sadece kuru oluk ve tekneler hatırlatmakta. Eskiden köy halkı kışın su

çekmede haylı zorluklar çekiyordu. Öte yandan köye bir kanalizasyon yaptırılmıştır ve tuvaletler artık

kanalizasyona bağlanmıştır. Evlere su gelmesine rağmen köyün bazı mahallelerine su yeterli gelmemektedir.

Bu yüzden bazı sorunlar meydana gelmektedir. Köyü şu an muhatar olarak Aslan Atalay yönetmektedir.

Köyde okulun yanında bir de sağlık ocağı bulunmaktadır. Ancak bu sağlık ocağı faliyette değildir.

Eskiye bakarak köyde öğrenci sayısı hayli azalmıştır. Şu an sadece 29 ögrenci bulunmaktadır.

Orta eğitim için öğrenciler Deliilyas ve Altınyayla'ya gitmektedir. Köy halkı alış verişini genelde bağlı olduğu

Altınyayla ilçesinden ve eski ilçesi olan Şarkışla'dan temin etmektedir. Ulaşım genelde köydeki

Dolmuşlarla yapılmaktadır. Köyün arazisi şu ana kadar tapulu değildir, ancak yakında köye katastro

geleceği söyleniyor. Köy mahalli olarak ikiye ayrılmaktadır. Yukarı ve Aşağı Mahalle.

Köyün başlıca sülalesi, yöre ağzı ile 'Takımları' şunlardır:

Sülükler

Sarı Ali

Kuş Ali

Göğ Mehmet

Hamıslar

Memişler

Veletler (Gadöler)

Sadık Çavuşlar

Alibazlar (Albazlar)

Yanıklar

Kurbanlar

Kötü Kürtler

Isağınoğlu (İsakın oğlu)

Sülaleler ve aileler hakkında bir de Muharrem Süngü'nün yukardaki bilgilerine bakınız.

 

Serinyaylanın komşu köyleri şunlardır: Yassıpınar, Çongar, Karalar, Güney, Deliilyas

Köy halkınca kullanılan köyün başlıca arazileri ve mevkileri şunlardır:

Arap Peyiği Deldüğe Hamza Pınarı Kızılyer Sarıtaş
Bağırtlak Yatağı Delmeli Koyak Karadere Koyak Şeker Pınarı
Bozdede Dipiyurt Karımlı Köyderesi Sincanlı
Büyükçayır Dolaylar Kavak Kuşaklı Taşkesen
Çamırlık Düğünükkaya Kayacık Musurat Taşocağı
Darboğaz Gelalik Kayaönü Radar Tekarmıdı
Darderesi Gölpınar Kısıkyurt Sandal Tombul
Davullu Hacı Hüsüyük Kızılcadere Sarıkaya Yağaplı

 

Kaynak: İsmail özer

 

Başa dön

 

 

 

 

 

 

 

Burak Süngü'den gelen bilgi:

 

Köyümüzün nüfusu en son sayıma göre 265 kişi hane sayısı ise 107 dir.

Köyümüzün şu anda en önemli sorunları taş ocağı ve su sıkıntısıdır.

Taş ocağı köyümüze çok yakın olması köyün arazileri ve köy halkı için büyük

tehlike arzetmekte ocaktan çıkan toz direk köyün üzerine gelmekte ve araziye

yayılmaktadır bundan dolayı köyde kanserli ölümler çoğalmakta ve araziler

çoraklaşmakta, verimsizleşmektedir. Zaten köyümüzde yalakların sınırlı olması

nedeniyle hayvancılıktan verim alınamamaktadır. Taş ocağının oluşturduğu diğer

bir sorunda kamyonların köy içinden geçmesidir komyonlarda köy halkı için büyük

tehlike arz etmektedir. Su sıkıntısı çok önemli bir sorundur, köye gelen su tüm köye

yetmemekte depoya gele su direk köyün aşağı kısmına inmekte yukarıya çıkana

kadar su bitmekte ve sudan köyün bir bölümü yararlanmaktadır.

Burak Süngü

 

Başa dön

 

 

 

 

 

Burak Süngü'nün gönderdiği aşağıdaki biligileri sizlere aynen aktarıyorum.

Kaynak: Hasan Coşkun - Altınyayla

9.Boz Dede

Boz dede yatiri, diye bilinen ziyaret yeri Serinyayla köyünün, hemen yani basindaki boz renkli bir tepedir.

Serinyayla köyü bu tepenin dibinde kurulmustur. Boz dede, denilen yerde su an asfalt çalismalari için mucir tasi çikarilmaktadir.

Saniyorum Boz dede Türk kültüründeki dag kültüne bagli bir adak yeridir. Eski Türler, daglarin Tanri makami olduguna inanirlardi.

Daglara mübarek, mukaddes, büyük ata, büyük hakan.....anlamlarina gelen sifatlar verirlerdi. Her boyun ve her oymagin kendisine

mahsus mukaddes (iduk) dagi bulundugu gibi, boylardan kurulan büyük birliklerin de müsterek mukaddes daglari vardir.

Boz dede Arap dedenin kardesi olarak kabul edilir. Boz dede yatirina genellikle gelecekle ilgili idealleri olanlar gider ve horoz cinsinden seyler kurban edilir.

Çevredeki bütün evliyalarin Persembe günü aksami buraya toplandigina inanilir. Boz tepenin taslarinin ugurlu olduguna inaniliyor. Ve ugur olarak kullaniliyor.

 

10. Davullu Dede

Davullu Dede Serinyayla köyünün eteklerine oturdugu Yalçi kayaliklarinin üstünde daha içerilerde bir yerdedir.

Davullu dede, davul seklindeki kaya parçalarinin üst üste yigilmasiyla olusmus bir tas yigini seklindedir.

Davullu dedenin de Arap dede ve Boz dedenin kardesi olduguna inaniliyor. Bu yatirlarda yatan evliyalarin olduguna inaniliyor.

Hatta bunlarin Horasan Erenleri yetmis evliyadan bir kaçi olduguna inaniliyor. Inanisa göre Davullu dede Müslümanlar ile

ecnebiler savasirken askeri galeyana getirmek için Osmanli'daki mehteran bölügünün yaptigi gibi davul çalar ve tekbir sesleri

getirirmis.Yani askerleri savasa motive etmeye çalisirmis. Davullu dede yatiri Eski Türklerde ki Tas kültüne bagli bir inanç olmasi gerekir.

Yoksa davullu dede ve Boz dede gibi yatir olarak kabul edilen yerlerde herhangi bir mezar ya da ev yoktur. Davullu dede'yi de Altinyayla'da ki

Topakkaya gibi çocugu olmayanlar ziyaret ederek horoz kurban ediyorlar. Çocugu olmayan kadinin boynuna bir yular

geçirerek sekiz- on sefer kayanin etrafini dolandiriyorlar. Bir açidan çocugu olmayan kadini evliyaya emanet etmis oluyorlar.

Bu ziyaretten sonra çocuk olursa adini oglan ise 'Kaya' kiz ise 'Sati' koyuyorlar. Davullu dede köye uzak ve yollari da

bozuk oldugu için çogunlukla yaz aylarinda ziyaretediliyor.

 

13-Taş Kesen

Tas kesen olarak bilinen kutsal ziyaret yeri Serinyayla köyünün Kuzey-Dogusunda Karalar köyüne yakin bir mevkide bulunmaktadir.

Ulasim imkaninin zorluklarindan dolayi birkaç sefer gitmek istediysek te maalesef gidip görme imkanimiz olmadi. Zaten oraya

gidip çiplak gözle gören insan sayisi da çok fazla degil ama yine de özellikle yaz aylarinda gidip ziyaret edenler ve orada adadigi

kurbani kesenler varmis. Tas kesen, ziyareti de kanaatimizce Eski Türklerdeki, kaya kültüne bagli kutsal bir mekandir. Anadolu'daki

bir çok kayalar ve taslar Anadolu Türk efsanelerinin kaynagini teskil eder. Kayalarin üzerindeki çesitli izler ve çukurlar efsaneleriyle

birlikte birtakim yatirlara ve kahramanlara mal edilmektedir.
Tas Kesen yatirinin da herhangi bir kabir yoktur. Davullu de ve Topakkaya gibi kutsal bir tas yiginidir. Tas kesen'in çok ünlü bir

efsanesi vardir. Efsaneye göre çok eski zamanlarda bu mevkide bir çoban koyun güdüyormus. Koyunlari susuz kalmis bu mevkide

su yokmus. Çoban Allah'a söyle dua etmis 'Allah'im koyunlarim susuzluktan kirilacak(ölecek) eger burada bir su verir de, koyunlarimi

kurtarirsan sana bir kara, bir de ak koç kurban edecegim' der. Bu duadan az bir süre sonra oraciktan bir su fiskirmis. Çobanin koyunlari

sulanarak ölmekten kurtulmus. Çoban hemen oturmus. Paltosunu çikararak iç giysilerinden bir siyah bir de beyaz Bit çikarmis ve Allah'im

sana vaat ettigim kurbani kesiyorum diyerek öldürmüs. Rivayete göre çoban ve koyunlari hemen oracikta tas kesmis. Halen uzaktan bakildigi

zaman çoban yaninda köpek ve koyun sürüsü tas kesmis olarak durmaktadir. Bu tas kesen çoban ve sürüsü etraf Sünni köylerde de sürekli

anlatilmaktadir. Sünni köylerden de burayi ziyaret edenler vardir. Bunun yaninda bu mevkide küçük tas yiginlarindan ibaret bir çok düsek mevcuttur.

Bu tas yiginlarinin bulundugu yerlerden Haci Bektâsi Veli gibi büyük evliyalarin geçerken ugradigi buralarda konakladigina inaniliyor.

Hizir (a.s)'in da bu düsekleri sürekli ziyaret ettigine inaniliyor. Tas kesen ziyaretine gelenler çok çesitli dilek ve istekleri için burayi ziyaret ediyorlar.

Burada horoz kurbani kesip Allah'tan ne istiyorlarsa onu içlerinden geçiriyorlar. Özellikle sakatliklari olanlar,

dogum sancisi çekenler ve çocugu olmayanlar burasini ziyaret ederler.

 Başa dön

 

 

 

 

 

 

Beğdili Oymaklarının Yerleşim Yöreleri

Eski adıyla Beydiğin olan Serinyayla Köyü menşei oğuzların boz ok kolunun beydili boyuna mesup olabilir.

Beydili toplulukları 16. yüz yıl da bir bölümü yerleşik düzene geçmesine karşın çoğunluğu göçer durumdadır.
Rum Eyaleti 387 Numaralı 937/1530 Tarihli Defter-i Hakânî, Tokat-Sivas Livası kayıtında Sıraçlar hakında
şu ibareler vardır: "Dede, Sarraçlu cema'ati bölüğü kethudası", "Sarraç köyü-Zile kazası" Bu durumda
gösteriyor ki, o dönemde Beğdili Sıraçlarının başlarında "Dede" ünvanlı önder olan örgütlü bir
topluluk sonra diğer oba ve oymaklar gelmişlerdir. Beydili beylerini Hubyar Sultan karşılamış,
onlarda aşiretleri ile dergahvardır. Tokat-Almus Hubyar Köyünden halen İstanbul-Okmeydanı Cemevi
dedesi olan İlyas Demirtaş'ın anlatımına göre: 13. yüz yılda Tokat-Sivas yöresine gelen Beğdili
boyunun Hubyar oymağı olup; daha ın talipleri olmuşlardır. Çok daha sonra gelen Beğdili oymakları
da aynı geleneği devam ettirmişlerdir. Beğdili Sırac (Sarac-Sarraç) oymağıda yolak olarak Hubyar
Sultan Ocağı'na bağlıdır. Tokat Hubyar Köyü'nün 1709 tarihli vesikalarda toprağa bağımlı bir
erleşim birimi olduğu belirtilmektedir. Beğdili boyu obaları 18. yüzyılı başından itibaren
Ankara'dan Sivas'a değin yerleşik tarım toplumuna geçerler. Sivas eyaletinde bulunan
İlbeyli aşireti 1840'da muhtelif köyler teşkil edecek surette çoktan yerleşmiş idi.

Bu bilgilere bakarak Beydili boyundan gelen bir gurubun bugünkü bölgeye (Serinyayla Köyüne)
yerlaşmiş olmaları çok yüksek isim benzerliğine bakılarkta bir bağlantı kurulabilir.

Gönderen: Burak Süngü

 

Başa dön